|
|
ERGEN
ve GENÇ İNTİHARLARI Ergenlik
ve gençlik dönemlerini ayrı olarak tanımladığımıza
göre, önce ergenlik dönemi üzerinde durmak gerekiyor. Daha sonra da
gençlik dönemine ayrıca değineceğiz. Çocuğun
dünyası daha çok gerçekle düş arasında çocuk tarafından
algılanmış ve özellikle düşlenmiş dünya
anlamına gelir. Buna karşılık ergen dünyaya doğrudan
bağlıdır. Ergenin
çözmesi gereken sorunları şöylece sıralamak mümkündür: 1.
Çocukluğunda yarattığı güçlü ana-baba imajını
yıkması gerektiğine inanır. Bunun temelinde ise, bağımsız
hareket edebilme isteği vardır. 2.
Toplumdaki değerlere uygun olarak davranmayı öğrenmeye çalışır.
Fakat bazen bunalımı ortaya çıkabilir. 3.
Yetişkinlerin bedensel özelliklerini kazanırken, toplumun ondan
beklediği cinsiyet rolünü oynamayı öğrenmek ister. 4.
Gelecekteki öğrenimini ve mesleğini seçmek zorundadır. Bu
tür sorunları çözmesi gerektiğini bilen ergen, rol kararsızlığı
içindedir. Sürekli bir karamsarlık içine girer ve bazen bağımlılık
göstererek gerilerken, bazen de bağımsız davranarak bunu yıkıcılığa
kadar vardırabilir. Ergen,
kim olduğunu, neye yönelmesi gerektiğini ve neden oraya yönelmesi
gerektiğini kendine sorarak, bunlara yanıt arar. Bu soruların
yanıtlarını tam olarak bulamayan ergenler kendilerine düşman,
bağımlı bir kişilik yapısı geliştirirler.
Bu yabancı dünya içinde kendilerini bir hiç olarak düşünmeye
başlarlar. Aileden
topluma geçiş, ana karnından dünyaya geçişin organizmayı
uyum sağlamaya zorlaması gibi, kişiliğin uyumları
sorunlarını taşır. Uzun süre kısmen kapalı
ve korunmuş bir ailevi rahimden dünyaya doğmak zorunda
olan ergen, bu tehlikeli ve geniş dünyaya doğma işinde,
yani toplumsal doğumda bu doğma işini tek başına,
kendisi gerçekleştirmek zorundadır. 11-15
yaşları arasında ele aldığımız ergenin
en büyük sorunu ailesinin denetiminden ve kendi içindeki bağımlılık
duygusundan kurtulmaktır. Toplumu temsilen aile ergenin
sosyalizasyonunu üstlenmiştir. Onu topluma kazandırmaya çalışır.
Bu durumda ergen kendisinin engellendiğini düşünür ve
ailesine karşı düşmanca tavırlar içine girer.
Ergenin bu doğal tavırları karşısında,
onunla doğru bir iletişim kuramayan ana-baba da devamlı çocuğu
suçlar. Bu durumda ergen daha çok suçluluk duyar, içine kapanır.
Sonuçta intihar girişimleri ve gerçek intiharlara varan durumlar
ortaya çıkabilir. Ailenin ergene anlayış içinde yaklaşması
zorunludur. Fizyolojik
bir değişim içinde bulunan ergen, kendindeki bu durumdan da
oldukça rahatsız olur. Bu durum dolayısıyla huzursuz olan
ergenin tüm davranışları olumsuz olarak etkilenebilir. Örneğin;
sivilcelerinden utanan bir ergen, topluma açılmada ilk aşama
olarak sayabileceğimiz arkadaş gruplarında sağlıklı
ilişkiler kuramayabilir. Burada da ailesine önemli sorumluluklar düşmektedir. Gençlik
dönemi ise ergenliğe göre daha farklıdır. Genç, artık
ailesiyle olan sorunlarını halletmiştir. Ana-babaya karşı
isyankâr tutumu kaybolmuş, bunun nyerine onları oldukları
gibi kabul etme eğilimi ortaya çıkmıştır.
Ergenlikte kaybolan ana-babanın değeri yeniden gelmiştir.
Genç, artık onları aşmak, onların gerçekleştiremediklerini
başarabilmek ister. Fakat, bunları gerçekleştirememe olasılığı
kaygının asıl kaynağıdır. Gençlik
döneminde toplumsal düzen, meslek seçimi, iş olanakları,
rolleri ve yaşama biçimi gibi sorunlar çözüm beklemektedir. Ergen
ne olduğunu tanımlama çabasında olduğu halde, genç
ne olduğunun farkında varmaya başlamıştır.
Bu kez ise, ne olduğu ve toplumun kendisinden ne beklediği arasındaki
çelişkili durumu yaşamak zorunda kalır. Bu çelişkiyi
yaşayan bir genç her zaman toplumun beklentilerini reddetmeyebilir,
kendi benliğini reddeder. Gençlik
kendini durdurulmuş, yolu kapatılmış ve teuteuklanmış
hissettiğinde depresyon ortaya çıkar. Hareket etmesi gerktiği
halde edemediğini düşünen genç için ölüm hereketsizlikle eşanlamlıdır.
Oysa genç ilerlemek için her yolu başvurabileceğine inanır. Gençlik
döneminde intihar düşüncesi ve girişimleri oldukça çoktur.
Özellikle en çok intihar girişimlerinin görüldüğü yaşlar
17 ve 18dir. Çoğu kez intihar, başka türlü başarılamayan
hareketi ve değişikliği sağlayabilecek bir eylem
olarak algılanır. Çünkü önemli olan, hangi biçimde olursa
olsun ileriye doğru hareket edebilmek ve bir eylemde bulunabilmektir.
Burada gerçekten ölmeyi arzulamak yanında, gerçekten yaşıyor
olmayı hissedebilmek için hedefinden sapmış düşünceler
de önemlidir. Gençlik
yıllarında intihar düşünceleriyle rahatsız olmamış
hiçbir yetişkin yoktur. Aslında oldukça muhtemeldir ki, yetişkinlik
yıllarında arzulanan intihar fantazileri sadece gençliklerinde
kafalarında yer eden intihar düşüncesidir. 15-20
yaşları arsında intihar oranının 15 yaşın
altındakilere göre 8-9 kat fazla olması gençlik dönemindeki
intiharların boyutlarını açıkça göstermektedir. Ayrıca,
girişimlerin de gerçek intiharlara oranla en çok bu dönemde olduğunu
düşünürsek sorunun önemini bile vurgulamaya gerek kalmaz. Çağdaş
toplumlardaki işsizlik sorunu yanısıra, umutsuz aşklar,
istediği bir statüyü elde edemeyeceğine inanma ve işe
yaramama duyguları gerçek intihar olaylarına neden
olabilmektedir. Ayrıca, girişimlerde bu tür duygu ve düşüncelerinde
destek ve yardım sağlama çabası yatmaktadır. Gençlik
içinde azınlık oluşturmasına rağmen, gençlik
denince ilk akla gelen öğrenci gençlik sorunları yönünden
biraz daha farklıdır. Ülkemizde önemli boyutlara ulaşmamasına
rağmen, öğrenim başarısızlığı, öğrenci
gençliğin intihar nedenleri arasında sayılabilir. Ailesine
karşı hala bağımlı olan bir öğrenci,
kendisinden istenilen tek şeyi; öğrenimini bitirmeyi başaramadığı
için suçluluk duyarak intihara bile teşebbüs edebilmektedir. Gençlik için en önemli sorun çevresiyle iletişim kuramamaktadır. Sorunlarını çözmek için çevreden devamlı yardım bekler, anlaşılmayı diler. Bu iletişimi kuramayan genç için intihar son itetişim aracıdır. Burada ana-babaya düşen en önemli görev, gencin kurmak istediği iletişime doğru bir biçimde tepki vermektir. Burada şu ilginç örneği verirsek yerinde olur: 1965 yılında Berkeley Üniversitesinde Serbest Konuşma Yılı ilan edilmiş (öğrenciler her konuda serbestçe konuşma hakkına sınırsız olarak sahip olmuşlar ve daha önce sıkça intihar olayları görülürken) o yıl hiç intihar olayı görülmemiştir. < geri
|
|
|